26 Mart 2009 Perşembe

Hayret..

Adebayor ve Clichy.. Milan'ın transfer listesindeki iki oyuncu, hem de baya ciddi olarak düşündükleri futbolcular. Arsene Wenger'in bu oyuncuları, hem de ikisini birden bırakacağını sanmıyorum. Gerçi özellikle Adebayor için kesenin ağzı açılmış. Beni burada şaşırtan Arsenal'li futbolcuların yaşları. Milan herkesin bildiği gibi yaşlı oyuncuları seven ve transfer eden bir takım. Belki de bu yüzden inandırıcı gelmedi bana bu transfer haberi..

Lütfen..

Capello Rooney'e sakin olmasını söylerken..
Rooney dinler mi??

Sol



30 Eylül 1998. Haliyle yaşça küçüğüz o tarihte. Uykumuz erkenden geliyordu. Ertesi gün okula gidilecek. Durum itibariyle , şampiyonlar ligi için özel izin koparıyorduk ebeveynlerden. Böyle olunca , 90 dakika ve ek dakikalar şölen gibi geliyordu. O zamanlara ait bir duygu daha : İlk yarıları sanki daha çabuk bitiyordu şampiyonlar ligi maçlarının.
Anne ve babayla seyredilmeye başlanan maçın dakikaları ilerledikçe önce anne düştü süreçten. Uyudu. Baba fenerli fakat şampiyonlar liginde bizden taraf ; o ilk yarıyı tamamladı. Devrede o da uyudu. Işık kapandı , televizyonun sesi kısıldı. "Olum hadi yat , atar bi tane gavurlar yenilirsiniz yine" dendi. Hücum prese inanmıştık artık dönmek yok! 90.00 da kitlenince ekrandaki ana gösterge , çoğunlukla skor değişmez. Yine de bekledik. Hagi sol taraftan sola vurdu , tanrı sağdan sola üfledi biraz. Solumdan fırladım, bağırdım. Anneme koştum sol yanağından öptüm. Mutlu uyudum. Sabah sol tarafımdan kalktım , dışarı ilk adımımı sol ayağımla attım.

Orgazmik Tat

Futbola fena halde benzer.

23 Mart 2009 Pazartesi

Zlatan

Futbolcu yiyen Moratti, Türkiyeli yönetici tadında; herkesin bedeli var satılmayacak oyuncu yok demiş. Ibrahimovic' i isteyen Real Madrid ve Barcelona' ya göz kırpmış. Bu sözleri Ibrahimovic' in kupa bana gelmezse ben kupaya giderim sözlerine cevap olarak söylediği kesin. Zlatan'ı sevmediğini bilmeyen yok zaten alemde...Peki Zlatan seni seviyor mu hiç düşündün mü Moratti ? Sen hiç sevildin mi ?

Anelka

İngiliz gazetelerinde Chelsea' nın şampiyonluk mücadelesinde yara almasının sebebi Tottenham' a kaybedilen puanlar değil Anelka' nın 3 hafta sahalardan uzak kalması olarak gösteriliyor. İşte böyle bir adam Anelka İngiltere' de şampiyonluğu etkileyen cinsten... Matematik profesörü tipli Domenech' te onun yerine kadroya Horarau' yu çağırmış. Bitiksin Domenech kabul et artık şunu.

Esa Es La Rumba De Barcelona

Barselona - Malaga maçını izlemiş birisi olarak birşeyler yazmadan durabilmek büyük işkence. Herkes aynı düşünüyor ama yine de sormak istiyorum ortaya. Messi futbolcuysa diğerleri ne? Ya da Barselona' nın oynadığı futbolsa diğerlerinin ki ne? İlk devreyi tüm dikkatimi vererek izledim. Malaga ne yapmalıydı? Ya da karşı takımın teknik direktörü olsanız siz ne yapardınız? Verecek hiç bir cevap bulamadım. Sert oynasanız, olmuyor.(bkz Barselona - Real Madrid) Kapansanız olmuyor. (bkz. Barselona - Almeira, Barselona - Malaga). Saldıran görmedim ona örnek veremeyeceğim ama düşüncesi bile korkunç. Çaresizsiniz Camp Nou' da. Tek şansınız Barselona' nın isteksizliği olabilir olsa olsa. O da bu kadro dinamizmiyle pek mümkün görünmüyor. Barselona bu sezon La Liga' da kendi evinde oynadığı 15 maçta sadece 2 beraberlik 1 malubiyet aldı. Bu maçlar 2. hafta Racing (1-1), 12. hafta Getafe (1-1) ve 24. hafta Espanyol (1-2). Bu maçlarda rakip takımlar ne yapmışlarda puanla çıkmışlar Camp Nou' dan dersek sanırım bu konuda aşağıdaki grafikler bize biraz yardımcı olacaktır.


İlk iki maça değinmenin bir anlamı yok. İkisininde sebebi çok açık. Şans! Özellikle Espanyol maçında yaklaşık 50 dakika 10 kişi oynayan bir Barselona' ya karşı sonuç ortada. Yalnız, Getafe maçında durum biraz daha farklı. Farklı dediysemde aldanmayın hemen Juan Albin kaleyi gördüğü an vurmuş. He bir de unutmadan,bir farkta Messi'nin olmayışı. Getafe maçında Messi kadroda yok. Kısa bir reçete çıkarsak ancak şu olabilir heralde. Messi olmassa, kaleyi gördüğü yerden şut atan bir forvetiniz olursa, o gün iyi de vurursa şansınız olur mu acaba? Hiç sanmıyorum yine de olmaz. En iyisi akışına bırakmak. Son bir parantezde bugün Malaga maçında Messi'nin attığı ilk gole. Uzun zamandır bir maç izlerken zevkten güldüğümü hatırlamıyorum. Saol Messi! İyi ki varsın..

Takımımdan Teknik Direktör Manzaraları


Bülent Korkmaz Galatasaray'a geldiği ilk gün futbolcularla konuşan Kalli'nin ardında, "bu Feldkamp' ın son konuşması artık ben varım" diyor. Sonra çıkıyor gazetecilere Lincoln hakkında otoriter cümleler sarfediyor. Lincoln bu açıklamalardan sonra o gün bugündür futbol oynamıyor. Hamburg maçında bitirdiği Lincoln' ü kenara alıyor, Lincoln el-kol hareketleri yapıyor çıkarken. Trabzon deplasmanına götürüyor, ama yedekte oturtuyor. Vay be otoriteye bak! Kewell'ı alıyor stopere koyuyor. Semih klübede bekliyor. Hagi Galatasaray'a teknik direktör olarak geldiği zamanda her maç eksiksiz 60lı dakikalarda Necati' yi oyundan alırdı. Bülent Korkmaz'da onu hatırlatır bir şekilde her maç sonuç ne olursa olsun dakika 60 olunca Mehmet Güven'i oyuna alıyor. Kewell' ı çıkarıyor Mehmet Güven'i sokuyor. Lincoln'ü çıkarıyor, Mehmet Güven'i koyuyor. Kim sakatlansa yerine Mehmet güveni alıyor. Ne var bu Mehmet Güven'de acaba? Kimse bilmiyor, Galatasaray' a teknik direktör olanlar dışında. Neyse hikayelere devam edelim. Hamburg maçına kurtarıcı olarak Hasan Şaş'ı alıyor ama Kewell'ı hala stoperde oynatıyor. Bülent Korkmaz takıma geleli yaklaşık 1 ay oldu.1 ay da hem Lincolnü hem Kewell e bitirdi Bülent Korkmaz. Yönetim sessiz. Bugün yine Bülent Korkmaz'ın dediğine göre Lincoln sakat olduğunu söylemiş. Ülkemiz için ne kadar aşina durumlar değil mi? Bülent Korkmaz her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı bu çok açık. Bu yönetim vermedi mi Lincoln'e kaptanlık? Kraldı hani. Her hareketi şiir gibiydi. Bir günde kral yaparlar, bir günde tahttan indirirler bu ülkede ne yazıkki. Sudan çıkmış Lincoln' ü iyi tokatladı(!) bu yönetim ve Bülent Korkmaz. Skibbe'yi karga tulumba gönderenler, dört elle Bülent Korkmaz'a sarılanlar şimdi ne düşünüyor acaba. Açıkçası bu tarzla bir adım ileri gidemeyiz canım kardeşim. Hiç bir şey üretmeden kendini Mourinho zannedenler sadece zannetmekle kalırlar ne yazıkki..

22 Mart 2009 Pazar

Özür






Özür dileriz...

Dedikodu..

İngiliz gazetelerinin yalancısıyım. Liverpool Villa+Silva+Barry için 100 milyon £'yu gözden çıkarmış. Valencia'nın durumu çok kötü, bu yüzden Villa ve Silva'yı verebilirler. Aston Villa kaptanını verir mi bilmiyorum. Ancak Liverpool bu üç ismi alırsa onları kim durdurur bilemem..

21 Mart 2009 Cumartesi

Galatasaray ve Gençleri


Belli dönemlerde bakkal (artık kalmadı ya, neyse) veya market sahibi çırağı çağırıp: şu malları bir sayalım,ne var ne yok bir dökelim der. Çırağın veya çalışanın en nefret ettiği kısım budur.
Bu olayı sarı kırmızılı renklere uyarladım. Sezon başında yaptığı transferlerle süpersonik bir durumda görünen galatasarayın en zayıf noktası teknik direktörü ve sağ beki ( 007 sabri) olarak duruyordu. Bu iki duruma rağmen hedefler uçuktu :şampiyonlar ligi şampiyonluğu , türkiye süper ligi ve (aptal) türkiye kupası. Öyle veya böyle 3. ön elemeyi geçemedi galatasaray. Hedeflerden birinin (en büyük olanı) üstüne kırmızı bir çarpı atılmış oldu böylece. Tekirdağ rakıyı bırakıp , burgaz rakı içmeye başlamak gibi bu . Daha ucuz , doygunluğu daha az bir bölgeye geçiyorsun. UEFA kupasının anlamı da budur benim için. Şükrü Saraçoğlu stadında final oynama paketi altında UEFA kupası ancak böyle anlamlı olurdu. Türkiye ligine oranla daha fazla konsantre olarak , "platini" kupasında iyi işler çıkardı Galatasay SK . Romantik salı kuşağından fırlayan çaylak skibbe ile olsa bile güzel günlere varılacağanı öngörüyorduk fakat kendisi "What's the matrix" sorusuna cevap veremeyince fişi çektiler. Zayıf halkalardan 007 sabri de aynı yoldan gitmek üzereyken Bordeaux maçında "Adnanları" ipten alınca evde kaldı. Antibiyotik alan hasta gibi devam etti takım yoluna fakat Hamburg maçında skor 2-0 olduktan sonra turu iade edince işler değişti. Aslında değişmedi, başlangıç noktasına geri dönüldü. Galatasaray tarihinin en iyi kadrolarından biri olduğu söylenen ( belki de en iyisi) bu takım kanımca bu yıl başarısız oldu. Süper lig şampiyonluğu kazanılsa bile başarısız olarak damgalayacağım Cimbomspor'u. Düz mantıkla : Sene başında harcanan onlarca milyon dolar bu sene için heba oldu. Zaten harcamalara bakıldığında, kulübün uzun vadeli plan yapmadığını açıkça görebiliyoruz her ne kadar geleceğin takımını yaratıyoruz deseler de!
Kanımca, bu sene transferlerde altın vuruşunu yapan Galatasaray'ın atacak kurşunu kalmadı. Hali hazırda gidilecek bir hedef de yok iken yeni bir kadro yapılanmasının tam da zamanı. Hasan Şaş,Ümit Karan,Emre Aşık,Aykut Erçetin,Shabani Nonda,Cassio Lincoln'ün gelecek yıllar için Galatasaray'a katkı sağlayamayacağı çok açık. Artık "takımdaki abiler" kalıbı da değerini yitirdi. Bunu ne Hasan Şaş ne de Ümit Karan yapabilecek durumda değiller. Futbol zaten böyle bir şey değil. Artık takım oyunu her şeyin üstünde.
Mali durumu itibari ile Galatasaray'ın kesinlikle yukarıda saydığım isimlerle ilişiğini kesmesi gerek.Yıllardır "Galatasaray'ın gençleri süper arkadaş!" yorumlarının meyvesini bu takım ne sportif başarı ne de maddi olarak görebildi.Arda Turan'ı bu yorumlardan ayrı tutuyorum. Galatasaray ne olursa olsun kendi yetiştirdiği oyunculara güvenmek zorunda. Yapmaya çalışacağı bol ışıklı transferler günlük başarı kovalamaktan başka bir şey sunamaz.

P.N.#21

Çok özledik be abi...

19 Mart 2009 Perşembe

Yok Artık!!

Herkese sulanan Real Madrid, kaptan için 85 milyon £'yu gözden çıkarmış.
Umarım gerçek değildir. Gerçi kaptan Real Madrid' e gitmez diye tahmin ediyorum. (ama yine de çok iyi para)

Rafa

Liverpool, Rafa' yla sözleşme imzalamış. 2014 yılına kadar 20 milyon £+daha fazlası.. Hayırlı olsun ne diyelim. Böylece, Real Madrid'in başına kim geçecek tartışmalarında bir aday daha elenmiş oldu. Bunun üzerine Real Madrid boş durmaz tabii ki, Liverpool'dan başka birine salça olmuş. O da yukarıda...

18 Mart 2009 Çarşamba

300


Ofsaytta doğduğunu söyleyen Alex Ferguson'a, oynadığının futbol olmadığını sadece doğru pozisyonda durduğunu söyleyen Johan Cruyff'a inat 300. golünü attı Filippo Inzaghi haftasonu Siena karşısında. Bu 300 golün kaçı ofsayttır bilemem ama ofsaytı bugün kaldırsalar Inzaghi rahat 10 sene daha futbol oynar...

16 Mart 2009 Pazartesi

Rosicky..

14 aydır nerdesin be abi!!
(Tomas Rosicky.. üzülerek söylüyorum tekrar sakatlanmış)

Hoffenheim&Vedad Ibišević

Ne zamandır aklımda hoffenheim hakkında bir şeyler yazmak..
Almanya' da sezonun ilk yarısında herkesi çok şaşırttılar. Köy takımı dediler, düşerler dediler; ama herkesin cümleleri yarım kaldı.. Hatta Hoffenheim' ın köy olduğundan, yeni aldıkları futbolculara bahsetmemişler diye bir söylenti vardı sene başında. Bu kadar olumsuz düşünceye rağmen herkese bravo dedirtmeyi başardılar. Öyle bir hücum hattı vardı ki büyük küçük dinlemeden herkesi dağıttılar. Ibisevic, Demba Ba, Obasi kimsenin bilmediği fakat çok faydalı oyuncular oluverdiler. Şampiyon olabilecekler mi diye düşünüyordu Alman basını ve biz.. Ancak şanssızlık nedir diye sorulursa bu cevap verilir herhalde. Hatta devre arasında biraz soğudular diye düşünüyorum. Tabii en önemli oyuncularının sakatlanması ayrı bir talihsizlik. Biraz da bu adamdan bahsetmek gerek diye düşünüyorum.
1984 Bosna doğumlu Ibisevic. Bosna, İsviçre, Abd, Fransa ve son olarak da Almanya gibi ülkelerde top oynamış olan bir forvet. Platini sayesinde Fransa' da Psg forması da giydi, ancak hiç bir klupte bu kadar başarılı olamadı. İlk yarıda o kadar gol attı ki; acaba Gerd Müller' in rekorunu kırar mı diye düşündük. Ancak, ne yazıkki çok kötü bir sakatlık yaşadı ve bu sezon daha gol atamayacak. Dolayısıyla Hoffenheim'da da büyük bir düşüş oldu. Kazanmayı bırakın, gol dahi atamaz oldular. Tabii ki üzülüyoruz bu hallerine, toparlayabilecek gibi de durmuyorlar. Umarım yanılırız, çünkü kısıtlı bütçeleriyle, özverileriyle, takım oluşlarıyla herkes gibi bizimde gönlümüzde çok büyük bir yer edindiler. Her lige lazım diye düşünüyorum böyle takımlar.

Lucas Leiva



20li yaşlardasınız ve Old Trafford'ta, Liverpool ilk 11'inde maça başlıyorsunuz. Önlibero oynayıp maç boyu 4 hatalı pas yapıyorsunuz. Bunun adı olsa olsa yıldız olur. Liverpool-Man Utd maçında toplam 52 tane hatalı pas olmuş. Bizde bir ortasaha futbolcusu en az 20 hatalı pasla oynuyor. Sonra iyi mücadele ettik falan... Onun adına kör dövüşü derler buna ise futbol.

Lucas'a gelince hani sahada basmadık yer bırakmadı derler ya aynen öyle. Gerrard' ın bu kadar rahat ve iyi oynamasında aslan payı Mascherano-Lucas veya Mascherano-Xabi alonso ikilisinde.

Trabzonspor - Galatasaray

Hep aynı nakarat...Yazık bize..Tonla paraya, marka değerine(!).."İyi oyun" oynanmıyor Türkiye'de. Üçkağıtçılık hayatta ne kadar yer alıyorsa futbolda da ondan aşağı kalır yanı yok. Bu laftan sonra aklıma "hayat futbola fena halde benzer" repliği geliyor tabii ki. Oyun, maç içerisinde birinci dakikadaki konfeti yağmurundan başlayarak, elektirik kesintisi, 61. dakika kutlamaları(!), sakatlıklar, tartışmalar derken sürekli durdu. Tahminimce topun oyunda kalma süresi 20 dakikadan fazla değildir. Herşeye rağmen bu kadar sürede 4 golün çıkması, hiç değilse ağzımızda buruk bir tad kalmasını sağlıyor.
Türkiye futbolunda en çok aşağılanan kişiler hakemler. İlk devre her pozisyonda itiraz eden, hakemle dalaşan,hakemi taraftarın önüne atan, iten kakan, Hüseyin Cimşir- Gökhan Ünal suçsuz hakem suçlu. Ayağı topa her değdiğinde bir cinlik(!) düşünen Baros suçsuz hakem suçlu. Daha katedilecek çok yolumuz var.
Maça gelirsek ilk yarı Galatasaray'ı lig de hiç görmediğim kadar diri ve olumlu futbol oynarken gördüm. Ayhan sanki gündüz Pirlo'yu izlemiş ve ben niye öyle oynamıyorum ki der gibi oynadı ilk yarı. ilk kez bu kadar ileri oynama isteği gördüm Ayhan'da. Öyle ki bir kaç pozisyonda geri oynamamak için büyük risklere girdi becerdi de. İlk dakikalarda Galatasaray'ın iyi oyununa rağmen Alanzinho' nun çok ekstra vuruşuyla öne geçti Trabzonspor. Geldiğinden beri ortalarda olmayan Alanzinho paçayı kurtardı sayılır bu maçtaki oyunu sayesinde. Alanzinho tutarsa sezon sonunda Yattara büyük ihtimal ayrılır Avni Aker'den. Gol yine Sabri'nin bölgesinden geldi. Zaten maç içerisinde Sabri'nin bulunması gereken yerde bulunduğunu gören çok az kişi vardır. Sabri demişken, bu takımın frikikçisi geçen uzun yıllardan sonra hala sabriyse,hiç vermesin hakemler frikik falan gerek yok çünkü sonucu belli. Sabri yıllardır frikik atar ve benim aklımda kalan bir tane golü yok ve inatla hala atıyor,büyük azim, tebrikler Sabri.
Golden sonra Galatasaray aynı tempoda bir süre daha oynamayı başardı. Bu sırada golüde buldu. Baros iyi bitirdi. Arda'nın pası çok güzeldi. Yalnız golün öncesindeki faulu kaçırdı hakem. Bu dakikadan sonra Trabzonsporlu futbolcular her pozisyonda hakemin yanında aldılar soluğu. Buna rağmen hakem maçın kontrolünü pek kaybetmedi.
İkinci devre Galatasaray biraz daha geride kurdu savunmayı. Haftaiçi oynanan Hamburg maçınında etkisiyle 60. dakikadan sonra skoru korumaya çalışırken Galatasaray, Tony Sylva nın hatası sonucu bir gol daha bulup öne geçti. Sonrasında terlemeden çıkan Yaser ve bir ekstra vuruş sayesinde daha gelen Trabozonspor golü. Trabzonspor iyi oynamadı bugün. Sonuca çok ekstralarla gittiler. Bir kaç maçtır süren düşüş devam edecekmiş gibi duruyor Trabzonspor için. Son olarak bir parantez de Arda Turan için açmak isterim. Arda kariyerinde bir basamak daha üste çıktı. Bu, son zamanlarda çok belli olmaya başladı. Bir barajı daha aştı burdan sonrası çok ses getirir. Sezon sonu gidecek mi kalacak mı göreceğiz ama bu şekilde oynamaya devam ederse gidişi çok yakındır.

Son olarak da Hamburg maçından sonra söylemeyi unutmuştuk. Hoşgeldin, Hasan Şaaaaş'ım,Hasan Şaaaaş'ım ooooley ooooley ooooley!

15 Mart 2009 Pazar

MVP??




yazık bize!!..


malesef,elimizde olmayan sebeplerle kısa bir süre uzaklaştık, uzaklaştırıldık..
dönüşümüz muhteşem olacak..

14 Mart 2009 Cumartesi

Liverpool 4 Again


Şampiyonlar liginde rakiplerini sürklese eden iki takım karşılaştı Premier ligde. Kaptan bu kadar istekli bu kadar formdayken ve Torres her pozisyonu ısırırken karşılarında Man Utd bile dayanamayacağını gösterdiler. Liverpool biraz Fenerbahçe gibi maç seçiyor sanırım bu sezon. Derbilerde veya kazanması zor gözüken maçlarda ayrı M'boro gibi takımlara karşı oynarken ayrı oynuyorlar. Bunun sebebi bence tam olarak maç seçmek değil. Büyük takımlar kendi futbollarını oynamaya çalışırken rakiplerinin yıldızlarına çok özel önlemler almıyorlar. (bkz: adam markajı) Birebir markaj altında kalmayan Torres veya Gerrard gibi oyuncular maçı kopartıyor. Küçük takımlar ise önce oynatmamaya yönelik oynadıklarından süper yıldızların süper futbol oynamalarını engelliyorlar yeri geliyor üstüste 2-3 tekmeyle bütün maçı bitiriyorlar. Peki Liverpool büyük takım değil mi? Tabii ki büyük takım fakat oyun olarak küçük takım gibi oynuyor. Yani çok kaliteli futbolcularla gerektiğinde adam markajı gerektiğinde alan savunması ve gerektiğinde tam saha şok pres yaparak. Küçüklerden farkları bu oyunu her noktada her an başarılı biçimde yapabilmeleri. Peki Liverpool bu kadar mükemmelse neden kaybediyor ? O noktada da bir teorim var. Çivi çiviyi söküyor. Oyun planı açısından.

13 Mart 2009 Cuma

Rooney


Biz de seni uslandın sanmıştık.

Skibbe ve Benitez


Skibbe, Galatasaray'a 5 gol attıktan sonra gelmişti. Bu mantıkla bir sonraki teknik direktörünün Erhan Altın olması gerekirken onun yerine Bülent Korkmaz' ı getirdiler ve şimdiye kadar kendisi gayet başarılı. Ama konu Benitez. Takımı, Real Madrid'e 4 gol attıktan sonra onun hakkında Real Madrid'e gidecek söylentileri ayyuka çıkmış. Bu sezon sözleşmesi biten hocanın kaderi haftasonu belli olacak gibi. Söylediklerine göz atarsak;

"People who see me leaving for Madrid are wrong. I have a contract with Liverpool, I owe Liverpool and I am only thinking about Liverpool. I am happy here and there is a project under way. I have been here for five years and [if I was to stay] from now on things would be easier."

demiş fakat teklif Real Madrid'den geldikten sonra hayır diyebileceğini zannetmiyorum. Zaten bu konuşması, birazda anadolu takımından büyüklere transfer olmak üzere olan gariban futbolcu psikolojisinde bir konuşma. İlk cümlede kendini ele vermiş.

Hamburg - Galatasaray

Geç gelen kışın bize sunduğu bu buz gibi perşembe gününde, tuttuk mekanın yolunu maçı izleyelim diye. Hazırlık maçlarını bile parayla izlediğimiz şu zaman da Uefa maçını evde izlemek haliyle gayet anormal bir eylem olacağından mecburduk da buna. Neyse en azından toplu izlemenin gazı sayesinde gayet şevkli ve heyecanlıydık maç sırasında. Biraz da olumlu(!) yönlerini görelim endüstriyel futbolun dimi ama!
Gelelim maça..Genel görüş bir yarım bir tam stoperden oluşan Galatasaray savunmasının çuvallayacağına ve son haftalarda tuhaf hatalar yapan De Santchis'in de buna eşlik edeceğine dönüktü. Maçın başlarında Galatasaray beklediğim kadar baskı yemedi. Hamburg takımı sanki maçtan evvel dövülmüş gibi çıktı sahaya. Martin Jol, Galatasaray' ın savunmadaki sıkıntılarından bihabermiş gibi oynattı takımını. Maçın 33. dakikasında becerilemeyen kontra organizasyonu sonucu, Ayhan kendisenden tam olarak beklediğim vuruşu yapmasına rağmen top içeri girdi, öne geçtik. Galatasaray defansının hatası sonucu Petric' in önüne düşen top De Sanctis' in ellerinde kaldı ve devre arasına gidildi. Esas film ikinci yarıda başladı açıkçası. Hamburg yine savunmanın hatası sonucu, Jansen önüne düşen topu düzgün bir vuruşla gol yaptı ve durumu eşitledi. Galatasaray formsuz Hamburg' u yakalamışken sonuç çok farklı olacaktı eğer Nonda o golü atsaydı. Pozisyon çok uygundu ama Nonda bitiremedi. Bir kaç dakika sonra Emre Aşık tartışılabilecek fakat tam sonuca ulaşılamayacak bir pozisyonda hakemin takdiriyle atıldı. Atılmasından sonraki yaklaşık 3-4 dakikalık sürede Galatasaray defansı sanki kenarda kimse yokmuşçasına afalladı.


Futboldan hiç anlamayan(!) Skibbe' nin yerine getirilen Bülent Korkmaz ne yaptı anlayabilen beri gelsin. Bülent Korkmaz' ın en büyük şansı rakipleridir. Hamburg bu kadar formsuz olmasaydı bir "maç sonu acil durum toplantısı" da bu maçtan sonra yapılabilirdi. Semih Kaya niye yedek klübesindeydi merak ettiğim en büyük soru bu oldu maç sırasında. Günümüzde futbolcuların keşfedilme-adapte olma-oynama süreleri 15 yaşına kadar inmişken biz hala 18 yaşındaki futbolculara güvenmeyeceksek ve tecrübesiz diyeceksek önümüzdeki yıllardan umutla bahsetmek pek mümkün olmaz. Bu oyuncular ancak oynarak tecrübe kazanır, tecrübesizse bu zaten oynatılmadığındandır. Paradoks gibi gözüksede çözümü basittir. Ya; "Manchester United izliyor", "Arsene Wenger istiyor" asparagaslarıyla kendimizi avuturuz ya da mantalitemizi değiştiririz.


Kırmızı karttan sonra Galatasaray pek pozisyon aramadı doğal olarak, daha çok topu ayağında tutmaya çalıştı ki bunu başaracak futbolculara da sahipti zaten. Hamburg, Olic' in ofsayt kokan pozisyonu ve Mehmet Güven' in çizgiden çıkardığı top dışında pozisyon bulamadı ilerleyen dakikalarda. Lincoln oyundan çıkarken, gereksiz hareketlerde bulundu klübeye doğru. Bülent Korkmaz' ın geldiğindeki açıklamalara da bakacak olursak sular biraz durulduğunda önümüze gelecek ilk mevzu Bülent Korkmaz ve Lincoln arasındaki çekişme olacaktır.
Galatasaray her şeye rağmen bu maçı bu skorda tutarak zor olanı başarmıştır bence. Öncelikle bütün futbolcuları tebrik etmek gerek. 1-1 gayet avantajlı bir skordur ancak kadro sıkıntıları maça nasıl yansıyacak bunu gelecek hafta tam kadroları gördükten sonra yazarız. Bakalım o maçta da stoperde Kewell mı oynayacak?
Ben teknik direktörler konusunda kim olursa olsun ısrar edilmesinden yanayımdır. İstikrar, birliktelik -takımla t.direktör arasında büyük sorun olmadıkça- uzun vadede başarı getirir. Tabii bunun için başarıyı da tanımlamak gerekir o da başka bir post konusu olsun.
Son olarak bir parantez de Hakan Ünsal için açmak istiyorum. Maç sonrasında kendisini şans eseri televizyonda dinledim bir kaç dakika. Yetti de bir kaç dakika zaten. İnsanlara geçmişleri için saygı duyulması normaldir de, sırf geçmişi için yorumcu olmasını anlamam bir türlü. Yorumculuk başka birşeydir, futbolculuk başka. Devamı da başka bir post konusu olsun, konuları çabuk çabuk ve yarım yarım tüketmeyelim ki bir şeye benzesin.

12 Mart 2009 Perşembe

SIR..

Bazı antrenörler vardır takıma hiç bir katkı yapmazlar. Bazı antrönerler ise karizmalarıyla, bilgileriyle,başarılarıyla yıllarca konuşulur. Hatta bazıları vardır ki çalıştırdıkları
takımların bile önüne geçerler. Anlatacağım yüce insan da böyle bir antrenör..
Resimden belki çıkaramadınız. Açıkcası bende bilmesem tanımazdım heralde. 1941 yılında İskoçya' da doğmuş ve yaklaşık 16 sene İskoçya' da bir kaç takımda oynamış.
Görmesek de futbolculuk kariyerinin fena olmadığı söyleniyor. Çok goller atmış gençken. Teknik direktörlük hayatı da 1974 yılında başlamış. 1986 yılına kadar da İskoçya' da çeşitli takımlar çalıştırmış.
Bu yıldan sonra evine gelmiş. İngiltere 'ye, kırmızı şeytanların başına. Artık anlamışsınızdır kimden bahsettiğimi. SIR ALEX FERGUSON.. Ferguson'un ve kırmızı şeytanların başarılarından, kazandıkları kupalardan bahsetmeyeceğim. Gerektiğinde takımın en önemli oyuncusunun kafasına krampon fırlatmaktan çekinmeyecek kadar büyük bir adamdır kendisi (bknz.david beckham). O kadar büyük adamdır ki SIR lakabını almıştır İngiltere'de. Yıllardır maçlarda çiğnediği sakızın markası aynı mıdır acaba diye düşünen hayranları olan biri..
Bunları neden anlattığımı söyleyeyim hemen. Dün, Manchester United-İnter maçı vardı ve kırmızı şeytanlar kazanarak çeyrek finale yükseldiler. Çok iyi oynamadılar hatta zaman zaman kalelerinde pozisyonlarda gördüler. Ama genelde olduğu gibi Old Trafford' da kazanarak tur atlamayı bildiler. Benim dikkatimi çeken Ferguson' un maçtan sonraki basın toplantısı oldu. Gayet ciddi bir şekilde, sanki kazandıklarına sevinmemiş derecede takımını eleştirdi ve oynadıkları oyundan memnun olmadığını söyledi. Çeyrek finale yükselmiş, İnter gibi bir takımı gol dahi yemeden elemiş bir takımın antrenörü.
Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok diye düşünüyorum..
Büyüksün SIR...

11 Mart 2009 Çarşamba

Gülmek İyidir


Şehir meydanlarını kaplamış bayraklardan sıkılanlar için bir gülümseme. Yapanın eline sağlık.

Sanatın ve Sanatçının Dostu


Mert Aydın, Ntvspor'un program fragmanlarından birinde şöyle der: "Gerrard ve Lampard olağanüstü oyuncular ama Gascoigne başkaydı o bir sanatçıydı". Bu tarz yorumları pek sevmem futbolda. Bu, "eskiden aşklar başkaydı" ya da "ah o eski İstanbul" söylemlerinin futboldaki karşılığı gibi gelir bana. Belki de başka bir hayatı seçen Gascoigne'i korumak biraz da yüceltmek için kullanılmış bir ifadedir bilinmez. Bu toplara illa ki girmek gerekir mi o da bilinmez ama kişisel görüşüm girmemekten yanadır. Yani Messi'yi, Gerrard'ı, Lampard'ı es geçip; geçmişte daha iyisi vardı demek bana biraz sakıncalı gelir. Ki bana göre oyun zekaları geçmişe nazaran çok gelişmiştir futbolcuların. Endüstrileşen futbol beraberinde makineleşen futbolcuları da getirmiştir ancak işi sanat haline dönüştürenler hala azımsanmayacak kadar fazladır. Her ne kadar Avrupa' ya uyum sağlayamamış olsa da bu sanatçılardan biri de yukarıdadır. Armando Diego Maradona ile ters düşmüşler. Maradona bu teknik patronluk işini çok ciddiye(!) almış anlaşılan. Usta; bırak oynasın yahu çocuklar!

S.G&F.T


bir şeyler yazmak için ortalığın yatışmasını bekledim. aslında maç hakkında çok fazla yazmaya gerek yok.liverpool dağıttı kısaca..uzun zamandır liverpool'dan bu kadar iyi futbol izlememiştim. lev yashin'in de dediği gibi liverpool şampiyonlar liginde bir başka oynuyor. kaptana da değinmek lazım birazcık.. aslında bir sürü iyi oynayan vardı tabiki ama geçen gün dediğimiz gibi gözümüz kaptandaydı. beklediğimizi söylemiştim. çok fazla da bekletmedi.. torresle birlikte madrid savunmasını yıktılar. liverpool ne kadar iyi oynadıysa, madrid de o kadar kötü oynadı. ispanya'da barca bir kaç maç kötü gidince acaba demiştik, ancak kafadaki soru işaretleri kalktı.. son olarak da taraftara bi parantez açmak lazım.[you will never walk alone..]



10 Mart 2009 Salı

Florent Sinama Mongolle (!)

Sinama Pongolle 25 yaşında..Fransız..Gérard Houllier' nin tutmayan keşiflerinden. Fransa U-17 ile patlama yapan, kendini Liverpool' a taşıyan, bir daha da bir şey yapmayan Pongolle abimiz sürekli düşüşte olan kariyerini geçen sezon Huelva ile toparlayarak, Atletico Madrid yolunu tuttu. Ama değişen bir şey yok, ne zaman izlesem beni futboldan soğutur bu adam.

Jose Mourinho Old Trafford ' a ?


Küfürbaz şövalye emekli olduktan sonra Man Utd'nin başına geçecek isimler arasında Jose Mourinho. Arsenal efsanesi Ian Wright'ın The Sun'daki söylemine göre Mourinho bu iş için uygun isim değil. Wright'a göre , Mourinho'nun kendi imparatorluğunu yaratabileceği örneğin Manchester City gibi bir takıma gitmesi daha uygun. Mourinho'nun şüphesiz çok iyi bir teknik direktör olduğunu söyleyen Ian Wright , Man Utd taraftarlarının Portekizlinin Old Trafford'da oturmasından pek de hoşlanmayacağını dile getirmiş.
Alex Ferguson'dan sonra rüyaların tiyatrosunun yönetmeni kim olsa ayakları titrer. Ferguson, sahip olduğu her kadrodan en fazla verimi alabilen bir teknik direktör. Ama artık sakız çiğnemekten sıkıldı. Son bir görevi var : bu sene bütün kupaları almak. Carling Cup'ı aldılar. "Premier League" de hedefe çok yakınlar. Şampiyonlar ligi de bu görevin içinde elbette. Bugüne kadar Ferguson ile Mourinho 13 kere karşılaşmışlar. Ferguson'un sadece 1 galibiyeti var. Hedefe ulaşmak için bu sayıyı "2" yapmak zorunda.

Kaptan'a mektup..


eee madem blog açtık,madem futbol yazmaya karar verdik o zaman kaptanla başlamassak yanlış yapmış oluruz. liverpool kaptanını ailecek severiz, çoğu insanın da liverpoolu sevme nedenidir aslında kaptan. 8 numaralı formasını görünce heyecanlanırız.(hastasıyız uzaktan attığı gollerin) ancak kaptanda bu aralar bir düşüş var.. belki sakat, belki canı sıkkın..(ps'de bile uzaktan gol atmıyor bu aralar) akşam maç var. kaptan sazı tekrar eline alır diye bekleyeceğiz. en kısa zamanda tekrar aramıza dönmesini bekliyoruz..

Ders 3

Bu dersimizde basit bir hareketli görüntü sistemi kullandık. F. Inzaghi ' nin olayı daha rahat kavraması için.

Görüntü 1 : İşte Inzaghi , takım arkadaşın topu sana atmadan hemen önce bulunman gereken yeri görüyorsun değil mi ? Senin için daha açıklayıcı olursam: ortadaki mavili oyuncu.

Görüntü 2 : Gördüğün gibi ortadaki oyuncunun koşu zamanı kusursuz. Takımında Pirlo , Kaka , Ronaldinho , Seedorf gibi bu pasları atabilecek yetenekli oyuncular mevcut. Sen yeterki koşu zamanını ve karşı takım defansı ile olan pozisyonunu iyice ayarla.

Görüntü 3 : Tabiki futbolun meyvesi gol Inzaghi. Ona ulaşmak için bazı aşamaları geçmen gerek. Gördüğün gibi , burada oyuncu topla buluşuyor ve ofsayt değil. Şimdi daha iyi anlayabildin mi ?

Ders 2

Soru : A oyuncusu hala ofsayt mı Inzaghi ( senin gibi) ?

F. Inzaghi : Hayır. Çünkü B oyuncusu topu ileri oynadığı anda A oyuncusu ile kale çizgisi arasında 2 kırmızılı oyuncu (rakip oyuncu) bulunuyor.

İyi iş Inzaghi!

Ders 1

Etkin öğrenme için soru-cevap yöntemini kullanmakta fayda var.

Soru: B oyuncusu topla ileri oynadığı anda kale çizgisiyle A oyuncusu arasında kaç tane kırmızılı oyuncu var?

F. Inzaghi : Sadece kaleci

Evet Inzaghi sonuç olarak bizlere ne demek istedin?

F.Inzaghi : A oyuncusu ofsayt çünkü B oyuncusu topla ileri oynadığı anda kale çizgisiyle A oyuncusu arasında iki kırmızılı oyuncu bulunmuyor.

F. Inzaghi için offside dersleri


Futbol kurallarından birini sevmeyip , bu kurala uymayan F. Inzaghi ' ye bir yol gösterelim bir ışık tutalım...

hoşbulduk..

farklı renkler aynı potada eriyecek..

9 Mart 2009 Pazartesi

körfez...

blog yazarlarımızın ikisinin renkleri belli. ben kendi takımımla ilgili yazılarımı kendi bloguma yazacağım.benim renklerim yeşil siyahların en güzeli...

içerdeyiz